spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eyl 2011

Rüzgar, ORION, Başarı...

Yelken'e başlayalı bir seneyi aştık. Tabiri caizse alaylı başladık, daha da alacak çok yolumuz var.

Bu zaman içerisinde edindiğim izlenimlere göre çevrem tarafından çok heves edilen ve cezp edici bir "hobi" olarak görülüyor, halbuki Yelken'in bir spor dalı olduğunu unutuyorlar, ciddi uğraş ve zaman harcamanız gereken bir "amatör" spor dalıdır. Sonra iş antrenmanlara ve yoğun programı görmeye gelince şöyle bir durup düşünüyorlar.

Öyle reklamlardaki gibi bir de 30 yaşlarınızda başlamışsanız, o zaman açığı kapatmanız oldukça zorlaşıyor.

Denizin üzerinde olmak her daim güzeldir, son yıllarda artan ilgiye rağmen,  ülkemizde bu spor dalının bugüne kadar gelişememesi üzücü, elbette Yelken'e gelene kadar daha bir çok konu var pekala. Fakat insanlar, o ilkokuldan beri bize söylenen 3 tarafımız denizlerle kaplının ne ulaşım anlamında, ne spor bakımından, ne de yaşam biçimi olarak hakkını veremiyorlar... tek bildiğimiz balıkların neslini tüketmeye çalışmak..

Şimdi bir başarı hikayesi yazısını bozmadan, konuyu dağıtmadan devam etmek isterim ki; takımımız ORION SAILING TEAM Mart ayından beri katıldığı yarışlarda şimdiden 2 yarış birinciliği bir de genel değerlendirme birinciliği ile 3 kez podyuma çıktı, bu belki de camia içinde bir takımın ilk senesi için ciddi başarıdır diye düşünüyorum, bu başarının mimarları da Vedat Çalık ve Tolga Köse'dir. Onlar aynı zamanda sadece ORION'u kurup sadece yarışmıyorlar, aynı zamanda bu spora gönüllerini koyup desteklerini de esirgemedirler; TEAM TURKUAZ ile ortak çalışmaları da bunun göstergesi oldu. Yaptıkları doğru transferleri de gözden kaçırmamak lazım, takıma tecrübeleri ile büyük katkı sağladığını düşündüğüm Onur Tok ve Gökhan Saruhan da takımımız için çok değerlidir.

Bundan sonra bende bu sayfada vakit buldukça, düz metin de olsa, yarışlarda yaşadığımız anları ve başımızdan geçen her türlü olayları yazmayı planlıyorum, umarım bunu icraata sürekli bir şekilde dökerim.


13 Nis 2010

3 Büyüklerin Hakem Maduriyetleri

Söylenecek çok şey var ama kısa tutmaya çalışacağım. Neden 3 büyüklerin her kaybettiği puandan sonra başkanı veya bir yöneticisi çıkıp hakkımızı yedirmeyeceğiz, hakemler ve federasyon kiminle uğraştığının farkında değil açıklaması yapma gereği duyuyor? Yaptıkları yanlış transferlere harcadıkları milyonlarca doları gizlemek için mi, kendi hatalı yönetim kararlarını gizlemek için mi, çoğunluğu yetenekli ama eğitimsiz (futbol zekası ve futbol için gerekli olan eğitimden bahsediyorum; yanındaki yabancı futbocu ile anlaşabilmek için yabancı dil bilmek, sporcu sağlığı açısından neler yapması, neler yapılmaması gerektiğini bilmesi gibi) futbolcularının ruhsuz oyunlarını veya basit hatalarını kapatmak için mi, yoksa sadece diğerleri yaptı sonra bize olanlara bak hakemleri bizde etki altına alalım bari mantığıyla mı yapıyorlar?

15 Eki 2009

Türkiye'de Spor?

Futbol benim konu değil ve GS dışında hiçbir takımı seyretmem ve takip etmem. Futbol oyunun kendisini yeterince eğlenceli bulmadığımdandır Şampiyonlar ligi finalini dahi seyretmekten sıkılmam. Her ne kadar konu futbol olsada sonuçta futbolda bir spor dalı ve sporun tüm güzellik ve çirkinliklerini içinde bulundurur. Bu sebeple Türkiye'deki spor ahlakı ve mentalitesi hakkında 2 gündür arkadaş çevremde yaptığım sohbetlerde ve radyo, gazete ve tvlerde izlediğim "spor yorumcularının" konuşmalarındaki basit düşüncenin beni rahatsız etmesinden dolayı bu yazıyı yazmak istedim.

İlk olarak, istinasız her kanal ve radyodaki sözde "Spor Haberleri" = 3 Büyükler futbol ve milli takım futbol. Sonuç olarak Türkiye'deki spor = 3 büyükler + milli takım futbol. Eğitimsizliğin, kültürsüzlüğün ve geri kalmışlığın en büyük örneği! Öncelikle tüm yayın organlarındaki bu çarpık zihniyetin değişmesi lazım. Yada değiştirin Spor haberleri ismini "3 büyükler ve milli takım futbol haberleri" diye, hiç itirazım olmaz o zaman. Bu cümlelerden sonra sadece futbol ile ilgili örnekler vereceğim, o yüzden yazdıklarımla çelişiyormuşum gibi olacak ama bu yazının çıkış noktası bu güncel örnekler olduğundan bu şekilde devam etmem gerekiyor.

13 Eki 2009

Aaa "Normal"leşmek


Bizim blogda "norm" üzerine yazı yazılması, Bekir Coşkun'un Göbeğini Kaşıyan Adam'ı gibi oldu.. kuyuya taş atan tabii ki Amuraben 

Malum bu günlerde Ermenistan ile ilişkilerimizi normalleştirmek adına imzalar atılıyor.. açılımlar devam ediyor.. tablo da Amerika ve AB' yi bu kadar sevindirik görmek tabi ki doğal kaynakların Batı'ya taşınmasından ibaret olsa gerek.. biz burada karlı çıktık mı (?) o düşünülesi ayrı bir konu.. fakat Dışişleri Bakanımızın
bu kadar sırıttığına göre vardır bir bildiği diyelim..

Umarım bir taraftan kimilerine göre normalleşirken, diğer taraftan normal olan ilişkilerimiz aa normalleşmiyordur..

Bu akşam ki Türkiye - Ermenistan futbol maçına Azerbaycan Bayrağı'nın alınmaması da anormal bir durum değilmiş.. Yeşil Bursa'dan yazdan kalma Mavi bir günde Alları giyerek maça gitmeleri de anormal kaçmaz heralde.. hem Bursa Vali'sine selam olur..

12 Eki 2009

Yolun Sonu..2010 da yokuz!



Biz inanmıştık orada olacağımıza ama bazıları demek inanamadı.. Kişisel kaprisler,plansız yapılan hareketler (Kayseri'de bozuk zeminde oynanan maç ve verdiğimiz sakatlar gibi) yüzünden bir dünya kupasını daha evden seyredeceğiz. Suçlusu tabiki de Fatih Terim'dir. Bana kimse birşey anlatmasın Euro 2008'de nasıl bir şekilde yarı finale ortada, son 20 dakikalarda üstün fizik gücüyle maçları kazandık ve orda kaldık kendimizi dev aynasında gördük futbolcularımızı messi ile kaşılaştırmaya başladık.Daha sonra gördük Dünya Kupası elemelerinde neler olduğunu. Fatih Terim ise kendi sevdiği futbolcularla yürümeyi tercih etti. Elinde stoper yokken bir kere bile Toraman'ı düşünmedi, orta sahada Aurelio sakatken bir kere bile Mehmet Topuz'u düşünmedi. Bu sezonun başında bütün Türk golcüler formsuzken Rusya'da en iyi sezonunu yaşıyan Fatih Tekke umurunda bile olmadı. Sonuç ortada daha yazılacak ve konuşulacak çok şey var ama kısaca herşeyi ben bilirim diyip yanına yardımcı teknik direktör yerine yalakalar alırsan sonuç bu olur. Umarım iyi bir yabancı teknik direktör ve iyi bir ekiple  2012 avrupa şampiyonası 2016 dünya kupasına gideriz.

5 Eki 2009

İnsana ve taraftara verilen değer...


Herkese yeniden merhabalar...
Uzun bir aradan sonra yeniden burdayım Londra'nın kuzeyindeki Hatfield bölgesinden yazıyorum bugün sizlere:)
Yazımın başlığından bu yazı da neyin nesi diyebilirsiniz...
Bu başlık benim dünkü Arsenal-Blackburn Rovers karşılaşmasından çıkardığım anafikri temsil ediyor...
Sonuçtan da futboldan da öte bir sonuç bu...her ikisinden de çok önemli bana göre…

Bilmeyenler için kısaca bilgi vereyim…
Arsenal, Kuzey Londra'nın bir takımı...
Manchester ve Liverpool’un 18 şampiyonluğu var…Arsenal’in ise 13 şampiyonluğu bulunuyor…
Şu anda maçlarını oynadığı Emirates Stadı Londra'nın kuzeyinde Finssburry Park diye bir yerde ve benim olduğum bölgeye 15 dakikalık tren mesafesinde...

Statın olduğu yer Finsburry park çok gezme imkanı bulamama rağmen tren istayonundan stata kadar yürüdüğüm kadarıyla sevimli küçük bir ilçe resimlerini de koyucam bundan sonraki postumda…

Arsenal’de maça gidebilmek için kulübün içerisinde çıkartılan 3 tip karttan birisine sahip olmanız gerekiyor… Gold, Silver ve Red Card …

13 Eyl 2009

Tur-fect !

  EuroBasket 2009 Polonya 
" Türkiye - İspanya maçı " Ömer Aşık'ın son saniyelerde ki bloğu.
 .
Maç sonrası Gasol kardeşler arasında geçen diyalog şöyle olsa gerek; "o son blok bizi bozdu be abi" Dış basın bizim iyi oynadığımızın farkına varmış.. (işte resmi site) futbolda ciddi rakiplerle karşılaşmamamıza rağmen ve son dakika mucizeleriyle bir dünya ve avrupa üçüncülüğü kazanmış bir millet olarak.. neden baskette bir altın almayalım..

7 Eyl 2009

Türkiye'de bile görmedik:)


Ortadaki Riijkard hemen sağındaki Barcelona başkanı La Porta...
Resmi görünce biraz kitlendim... Manzara biraz tuhafıma gitti başkan ile teknik direktör arasındaki ilişki argo tabirle enseye şaplak oraya buraya parmak şekline bürünmüş şampiyonlar ligi finali sonrası:)
Türkiye'de olsa başkan yerin dibine sokulurdu...
Burası İspanya ve bahsettiğimiz kulüp Barcelona:)
Ama genede bu fotoğraf bana biraz abartı geldi...
Gereksiz bir laubalilik:)
Biz daha Türkiye'de bu tarz manzara görmedik....

4 Eyl 2009

Orada Olacağız! 2010 Dünya Kupası Güney Afrika!



Tadı damağımda kaldı Euro 2008'in. Yılların acısını çıkarttık heralde Hırvatistan maçından sonra ama yetmedi. Türkiye bayrağını Afrika'da dalgalınırken, milli marşımız çalınırken sahada, 11 Türk evladını görmek istiyorum. 2008 yazında yaşadığımız çoşkuyu yeniden yaşamak istiyorum Bunu yapabilecek kapasiteye sahibiz. Sadece kötü bir huyumuz var, herşeyi son dakikaya bırakıyoruz. Türk'ün aklı misali. Olsun olan oldu, önümüzde 4 tane maç kaldı 4'ünü de alalım, Güney Afrika'da kupa için savaşalım. Bu tabloyu özledik. Sizlere güveniyoruz.


Bu da 2010 Dünya Kupası Maskotu Zakumi

Puan Durumu İçin Tıklayın
.

26 Ağu 2009

Diyarbakır



Kürt açılımı, dün Amur'un yazdığı Rus Açılımı, alın size Spor Açılımı. Pazartesi maçı canlı seyretmedim fakat eve döndüğümde maçın özetini izledim ve hayretler içinde kaldım, sinirlendim. Epey de bir saydırdım ne yalan söyliyim. Fakat sonra oturup düşündüğümde Diyarbakır halkı bunu neden yapsın dedim kendi kendime. Görüntüleri dikkatle izlediğimizde olaylar çok açık ve net şekilde görülüyor. Diyarbakır taraftarlarının hiç bir suçu olmadığı ortada. Diyarbakırspor başkanı saçma sapan şekilde suçu Galatasaray taraftarına atmış, böyle saçma birşey olurmu GS taraftarı Fenerbahçe'nin yenilmesini isteyip, tutup maç 1-0 Diyarbakır lehineyken neden sahaya taş sopa atsın, böyle yöneticiler oldu mu, daha çok sürer bu olaylar. Maça gelince maçın başında tribünlerde yer yer boşluklar varken maçın başlamasından kısa bi süre sonra hınca hınç doluyor. Olaylar da ondan sonra başlıyor. Kendi içinde de insanların birbiriyle çatıştığı, yapmayın, etmeyin diyen Diyarbakır'lıların üstüne bile envai çeşit zımbırtı atıldığı ortada. Maçtan sonra yaşanan olaylar da hiç kimseye yabancı değil sanırım. Gazi mahallesinde, doğu illerinde vs. yüzlerce kez böyle gösteriler, olaylar gördük. pkk'nın istediği de tam olarak bu zaten, şehri ve bölgeyi soyutlamaya çalışıyolar Türkiye'den. Buna nasıl bi çözüm bulunur bilemiyorum ama bildiğim ve istediğim Diyarbakır'ın ligden artık düşmemesi. Çünkü gerçek Diyarbakır'lıların (çoluk çocuk) Fenerbahçe'yi havaalanında karşılamasını gördükten sonra o bölgedeki insanların böyle şeylere ne kadar çok ihtiyacı olduğunu bi kez daha anladım.


*Bu fotoğraflarda kimin ne amaçla yaptığı belli oluyor.

25 Ağu 2009

Mustafa Denizli

Dönem dönem aforozları olur akıllı, büyük hocaların.. benim gördüğüm genelde Alman olurlardı; Feldkamp, C.Daum ilk aklıma gelenler.. geçenlerde Mustafa Denizli de iyi bir ayar vermiş kendisini eleştirenlere.. paylaşmak istedim 3 büyük kulubü de şampiyon yapmış bu beyefendi adamın ayarını..


"Beni ve takımımı eleştirenlerin bilgisi kadar benim unutmuşluğum vardır. Bana kimse klavuzluk yapmaya kalkmasın. Çünkü bu kargalar bana klavuzluk yapmaya kalkarsa burnumuz kötü yerlere gidebilir."

12 Ağu 2009

Rizespor Yeni Stadyumu ve Diğerleri


Valla ne yalan söyleyim sevindim böyle güzel bir stadyumun daha memleketlerimden biri olan (Baba:Artvin ,Anne Rize) Karadeniz'de yağmuru eksik olmayan yeşil Rize'ye yapılınca. Öncelikle dört bir tarafının eski stad gibi kapalı olması mantıklı, yılın her mevsimi yağış alan bir yer olmasından dolayı. Kapasite olarak 15.600 gayet yeterli. İnşallah evvel senelerdeki zemin problemini çözmüşlerdir. Hatırlarsınız sağnak yağışlarda drenajlar tıkanır, saha adeta batalık haline dönerdi. Ama, anlamadığım birşey var; nedense yeni stadyumlar genelde akp hükümetinin belediyelerinde oluyor. Antalyaspor, Avrupa 2016 ya katılırsak aday illerden biri olacak. Yıllardır bir stad yap(tırıl)madı hükümet, ya İzmir'e ne demeli? Türkiye'nin en büyük 3 şehrinden biri olan İzmirdeki stadlar içler acısı durumda. İstanbul'da Beşiktaş ve Galatasaray'ın stad mevzusu arap saçına dönmüş durumda, Galatasaray'ın ihalesi kaç kere iptal oldu ben bile hatırlamıyorum binbir türlü sebepler, Beşiktaş'ın stadı yok tarihi yapıymış işte yapılırsa efendim tarihi dokuyu bozar falan filan (Beşiktaş Stadı ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım). Umarım bu dediklerim hepsi yanlış çıkar ve Türkiye'nin dört bir yanında hangi partinin ili diye ayırım olmadan stadlarımız yapılır ve Euro 2016 'da kendimizi ev sahibi ülke olarak görürüz. Son 2 çift lafım var Rizespor'un stadyumu bu akşam Fenerbahçe ile oynanacak maç ile açılacak, birşeyler okuyoruz umarım doğru değildir ve gerçekleşmez; stada Başbakan R.T.E.'nın adı koyulacakmış, ne yaptı ki onun adını koyacaklar(?), yuh derim başka bişey demem yazıklar olsun eğer öyle yapılırsa bekleyip göreceğiz.

10 Ağu 2009

Turkcell Süper Lig...Hiç Bitmesin..

2008 yazı sanki daha çabuk geçmişti. EURO 2008 falan derken bir anda kendimizi Ağustos ayında ve lig başlamış bulmuştuk. Bu yaz her ne hikmetse geçmek bilmedi transfer dedikoduları , daha imza atmadan forma giymeler sonra fikir değiştirip başka formayı öpmeler,yuvaya geri dönüşler parasız durumda milyon dolarlık transferler. Güzide gazetelerimizin gönlünden geçen yıldızlar fakat o yıldızların afasının bir ucundan bile geçmeyen bir Türkiye. Birde forma muhabbeti çıktı damalı, mor ve fosforlu sarılı bunlarla uğraşırken; Turkcell Süper Lig başladı, sabaha kadar süren spor programları artık, abartı, gece 23.00'da başlıyor sabaha karşı bitiyor bizzat test ettim dün gece :) , daha ilk haftadan hakem hataları, yabancı hakem değil ama en azından İtalyan görünümlü (diadora formalı) hakemler. Herkese iyi şanslar diliyorum. Kim gol kralı olur yazısı ligin ilerliyen haftalarında.

29 Tem 2009

Schumacher Geri Mi Dönüyor?


Bu manşeti 2007 ya da 2008 sezonunda görsem çok heyecanlanırdım. Futbol fanatiklerinin sevgi ve sevinç ritüeli olan tura çıkmak eyleminde bile bulunurdum. Gün bugün olunca ve aradan ciddi bir zaman geçince, manşetin etkisi ufak bir tebessümde kalıyor.

Olasılık haberini ilk duyduğumda ve daha sonra güvendiğim kaynaklardan doğrulattığımda verdiğim ilk tepki "mantıklı" demek oldu. Massa'nın geçirdiği feci kaza ile sezonu kapatmış olması, Ferrari takımı için 2009 sezonunun başlamadan biten bir angaryaya dönüşmesi, taşların Schumi geri dönmeli şekilde yerine oturmasını sağlıyor. Konuya başka bir taraftan bakacak olursak da, sportif olarak başarısız bir sezonu reklam ve pazarlama açısından şova dönüştürme şansını kullanmak Ferrari için önemli olacaktır. Tribünlerdeki seyirci sayısı ve reytinglerdeki dramatik düşüş, bu dönüş senaryosunun gerçekleşmesini en çok Bernie Ecclestone'nun isteyeceğini de aklıma getiriyor.

Yıllardır Ferrari için yetiştirildiği konuşulan Vettel'in, bu sezonun flaş takımlarından Red Bull'u bırakıp Ferrari'ye gelmesi ve sürücüler klasmanındaki 3.'lüğünü tehlikeye atması beklenecek bir gelişme değildir. Sezonun kalan 7 yarışında da test pilotları Luca Badoer ve Marc Gene ile yarışmak ne Ferrari takımı ne de taraftarları için tatmin edici olacaktır.

Her ne kadar yukarıda çizdiğimiz yolların tümü Schumi'nin 2009 sezonunu Ferrari için tamamlaması gerektiğini gösteriyorsa da, bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Büyükçene bir Michael Schumacher fan'ı olarak, yetersiz araç, adaptasyon ve kondisyon üçgeni içerisinde efsane'nin başarısız olma tehlikesini göz ardı edemiyorum. Bunu yaşamak istemiyor ve Schumi'nin böyle bir tatlı kumara kalkışmayacağını umut ediyorum.