
5 Kas 2009
5 Kasım!

2 Eki 2009
Ayağında Kundura

Ayakkabı fırlatma eylemi sadece fiziksel şiddet gösterisi olarak görülmemelidir. Ayakkabı nedir? Kirli nesne ayakkabı, üzerimizde taşıdığımız en mikrobik ve en pis aracımızdır. Ezerek kullandığımız, en zor şartlara dayanma kudreti gösteren yardımcı unsurumuzdur. Bu zor şartlar ve kirli sıfatlar ile nesne, yine de kullanım itibari ile sivil sıfat taşımaktadır. Çağdaş yaşamın en olmazsa olmaz temel aracıdır.
Fırlatma eylemi isabet ile sonuçlandığı takdirde ayakkabı, hedef olan bembeyaz yakalı sorumluları kirletmek vasfına sahiptir. Seçkin beyaz yakalıların iç temizliğinin dış görüntüsü olan beyaz gömleğin kirlenmesi büyük sorundur. Kirletme eylemi, içten dışa yansıtılmaya çalışılan aynanın tersi tekrarına atıfta bulunur.
Eylemin amacı kafa yarmak değil, aynanın ters çevrilmesidir.
Dost başa, düşman ayağa bakarmış.
10 Eyl 2009
Vatandaş Olmak

.
.
.
.
.
.
8 Eyl 2009
Son Dakika!

Başlık merak uyandırdı değil mi? Geçin efendim, önemli değil. Hatta isterseniz hiç okumayın, gerçekten önemli bir şey değil. Aşağıda yazacaklarım sadece bu paragrafın ve başlığın önemsizliğine bir gönderme.
Bir haber kanalını, herhangi bir saatte, yarım saatliğine dikkatli bir şekilde izleyin. Sayın bakalım kaç tane flaş patlıyor. Kırmızı ya da sarı, en göz alıcı şekilde, büyük puntolarla. Son Dakika! Son Durum!
Ne oluyoruz? Bir durun. Gün bitmiş, evimize çekilmişiz. DİNLENİYORUZ! 5 dakikada bir ekran parlıyor. O buna şunu demiş. Şu bununla toplanmış. Orada bu olmuş, 1 kişi ölmüş. Tamam haberdir bunlar, ama yarını bekleyemeyecek haberler midir? Haber bültenini bekleyemeyecek kadar mı önemlidir? Olmazsa olmaz, hemen öğrenmemiz gereken o son dakika haberlerinin kaçının ertesi günde izi kalır? 2 gün sonra kim hatırlar? Kaç tanesi gerçekten flaş gelişmedir?
Önemli midir bu son dakika haberleri, yoksa dikkatleri üzerine çeken haber kanalını mı önemli yaparlar? Bir koşturmadır gidiyor, bu koşturmanın temposunu medya belirliyor. Neye, ne önemi vereceğimiz bilinmezliğinde, reyting güdüsü ülke gündemini belirliyor. Nefes almadan, anlamadan tartışmalar başlıyor. Olması gereken gerçek gündemimiz ve huzurumuz yaratılan bu bilgi çöplüğü içerisinde kaybolup gidiyor.
Cidden, dinleniyor muyuz?
3 Eyl 2009
Soluk Mavi Nokta
Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her “yüce önder”, her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.
Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.
Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.
Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.
Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.
-Carl Sagan
Carl Sagan - Pale Blue Dot - Soluk Mavi Nokta from Cagdas Calis on Vimeo.
2 Eyl 2009
Radio Oxigen

“Take a deep breath” diye sloganı vardı. Çaldığı müzik gerçekten de nefes aldırırdı. Müzik zevkimin belirlenmesine, tapılası müzisyenlerle tanışmama vesile olmuş bir müzik vakasıydı canım radyom. Jazzy müzik benim için onunla başladı. Zenci sese dayanamıyorum saçmalığı içerisindeyken, soul ve funk ile yine onun sayesinde tanıştım.
.
28 Ağu 2009
Bedava
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yagmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinamaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.
Orhan Veli
Şu Dünya'da tek bir zengin olmak emelim varsa, o da budur;
Kusra bakma şair, kusura bakmayın yoldaşlar.
27 Ağu 2009
Yar bana bir eğlence
Gelenekselleşen, Başak ve benim doğum günü kutlama şenliklerimiz. Ne yaparız bilinmez ama eğlenmeye güzel bir bahane olduğu kesin.
12 Eylül / 8 Kasım - İstanbul Bienali
Antrepo No.3'te, Tütün Deposu ve Feriköy Rum Okulu'nda sergilenecek, 70 sanatçının 120 eseri. Gez gez, gör gör, düşün düşün bitmez. Bu yılın teması “ İnsan neyle yaşar?”. Düşünün 12 Eylül’e kadar, sonra gidip hep beraber bakarız cevabına.
http://www.iksv.org/bienal11/anasayfa.asp
1 Ekim – Jazzanova / Babylon Konser
Sezon başına çok ama çok yakışan bir konser. Jazzanova abimiz son dönemdeki etkin ve üretken kimliğini Babylon’da bizlere de gösterirse ve etkinlik “live” etiketi ile şenlenirse, değmeyin keyfimize. Fazla mı büyük bir beklenti içerisindeyim bilmiyorum ama içimden gelen his bu konserin sezona damgasını vuracağı yönünde.
8 Ocak – Yahşi Batı
Tarih çok uzak gibi görünse de zaman çabuk geçiyor. Bir Cem Yılmaz filmini beklemek hoş bir duygu.
Sizin de aklınıza gelen bahaneler varsa yorumlarda paylaşalım, hepimiz mutlu insancıklar olalım.
25 Ağu 2009
Rus Açılımı
Garipsemedim, rahatsız olmadım.
Peki bu modeli meşhur ve güncel başka açılımlar için düşünsek? Iı olmadı! Rahatsız etti.
Peki neden rahatsız etti? Terorist başının, lider olarak adlandırılıp tartışmaya muhattap olarak sunulmaya çalışılmasından mı? Ya da işin en başından beri, konunun "var mısın yok musun" bilinmez salaklığı konseptinden öteye taşınmamasından mı?
20 Ağu 2009
Aaa normal

5 Ağu 2009
Muhalefet Budur!

muhalefet budur!
muhalefet budur!
on kere yüz kere daha yazarım
budur işte!
düğüm olmuş kravatlı, göbekli adamların laf cambazlığı
pozisyon koruma güdülü meslek edinmişlerin mesaisi
değildir muhalefet.

bunu idrak etsek, hayatımızın bir köşesine bu bilinci kazısak, insan olmayı, toplum bireyi olmayı beceririz belki. bu bilinç oluşsa her birimizde, konuşmaya, alkışlamaya ya da kızmaya hakkımız olur belki!
31 Tem 2009
Yasak!
İçemezsin, çık dışarı. Kötü insan, kaka insan, kokan insan.Tamam! Bu tavrı bir not alalım, cebimizde saklayalım. Daha sonra tekrar kullanacağız.
Kapalı mekanlarda sigara içmek yasak. Mekan kimin? Can'ın, Onur'un, Selo'nun, Mertol'un hiç farketmez. Sahip karar verebiliyor mu mekanında ne yapılıp yapılamayacağına? Hayır, söz hakkı yok. Yasa var koskoca. A5 boyutundan az olmamak kaydı ile kocaman karşında. Kimine göre 62, kimine göre 69, yuvarlak hesap olsun diyene göre 70TL ceza.
Hani demokrasi deniyor ya işe gelince memlekette. Vatandaş düşünür, bugünü için, yarını için en iyisi neyse ona karar verir. O'nun kararı esastır, esas demokrasidir, demokrasi devlettir. Tamam güzel teori. Hadi gelin teoriyi güncel sigara yasağı konusu ile örnek pratiğe dökelim. Keyfi olarak bulunulan mekanlara; Restaurantlara, kafelere, barlara soralım. Sen sigara içilen mekan mısın, içilmeyen mekan mı? Cevabını yazalım kapısına, keyfiyetine göre müşterilerini karşılasın. Müşteri bilsin ve kendi iradesi ile içeriye girsin ya da girmesin?
-Mantıklı değil mi?
-Mantıklı.
-Olur mu?
-Olmaz!
-Neden olmaz?
-İşte efendim sigara içmeyen vatandaş o iradeyi çeşitli sebeplerden uygulayamaz!
-Çeşitli sebepler?
-Sosyal nedenler, zararın görmezden gelinmesi...
Olmaz dedirten bu sebepleri denklem içerisinde düşündüm ve karşılıklarını şu şekilde çıkattım;
Mahalle baskısı
Eğitimsizlik
..
.
Demek ki vatandaşı yukarıda sıraladığım karşılıklardan korumak için demokrasiden ödün veriliyormuş. Demek ki "korunması gereken" olduğunda, basma kalıp şekilde, her seferinde "demokrasi" denmiyormuş!
29 Tem 2009
Schumacher Geri Mi Dönüyor?

Bu manşeti 2007 ya da 2008 sezonunda görsem çok heyecanlanırdım. Futbol fanatiklerinin sevgi ve sevinç ritüeli olan tura çıkmak eyleminde bile bulunurdum. Gün bugün olunca ve aradan ciddi bir zaman geçince, manşetin etkisi ufak bir tebessümde kalıyor.
Olasılık haberini ilk duyduğumda ve daha sonra güvendiğim kaynaklardan doğrulattığımda verdiğim ilk tepki "mantıklı" demek oldu. Massa'nın geçirdiği feci kaza ile sezonu kapatmış olması, Ferrari takımı için 2009 sezonunun başlamadan biten bir angaryaya dönüşmesi, taşların Schumi geri dönmeli şekilde yerine oturmasını sağlıyor. Konuya başka bir taraftan bakacak olursak da, sportif olarak başarısız bir sezonu reklam ve pazarlama açısından şova dönüştürme şansını kullanmak Ferrari için önemli olacaktır. Tribünlerdeki seyirci sayısı ve reytinglerdeki dramatik düşüş, bu dönüş senaryosunun gerçekleşmesini en çok Bernie Ecclestone'nun isteyeceğini de aklıma getiriyor.
Yıllardır Ferrari için yetiştirildiği konuşulan Vettel'in, bu sezonun flaş takımlarından Red Bull'u bırakıp Ferrari'ye gelmesi ve sürücüler klasmanındaki 3.'lüğünü tehlikeye atması beklenecek bir gelişme değildir. Sezonun kalan 7 yarışında da test pilotları Luca Badoer ve Marc Gene ile yarışmak ne Ferrari takımı ne de taraftarları için tatmin edici olacaktır.
Her ne kadar yukarıda çizdiğimiz yolların tümü Schumi'nin 2009 sezonunu Ferrari için tamamlaması gerektiğini gösteriyorsa da, bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Büyükçene bir Michael Schumacher fan'ı olarak, yetersiz araç, adaptasyon ve kondisyon üçgeni içerisinde efsane'nin başarısız olma tehlikesini göz ardı edemiyorum. Bunu yaşamak istemiyor ve Schumi'nin böyle bir tatlı kumara kalkışmayacağını umut ediyorum.
31 Ara 2008
Flickr Dialogları

Flickr, Flickr..
Nedir bu kadar malzeme olan allah aşkına;
kişisel fotoğraflarımızı, albümlerimizi paylaştığımız, amatör ve profesyonellerden oluşan bir site mi sadece...
Çuvaldızı kendimize batırıyorum, biz de bu nalet olası düzenin parçası olmuşuz.. Burası Flickr, Facebook değil.. Bu yorumlar nedir, wallpaper koyulur mu koyulmaz mı?.. Bir kullanıcı (!) fotoğrafların adını soru cümlelerinden oluşturabilir mi.. ve ben.. başkasının çektiği foto'ları kendi profilime koymaya hiç mi utanmıyorum...

1 comment since yours:
1 comment since yours:
Mertol said:
ispanyol bir turist olsa gerek, Madrid'in içinden...
Onur COSKUN said:
teşhis doğru ama... madrid'in köyündenmiş bu turist arkadaş... içinden değil.
Amurlar dün gece çok içmiş.
Onur COSKUN said:
bomba var olm, arıyorum..
Sorular......
Ghosts? :)
Too Fast?
Sunlight or Moonlight???
Which one is the tallest?
What is the Matrix?
15 Ara 2008
Flickr 'Counter' Onur
ikinci gün olmuş; Onur sabahtan katılamamış..
Ben, Amur ve rehberimiz Permuz Kanlıca sırtlarında 300-500 fotoğraf çekmişiz..
İlk gün Amur'la Sultanahmet civarında epey keyifli bir gün geçiren Onur,
akşamüstüne doğru telefonla arar ve yanımıza gelmek üzere yola koyulur..
O ara Kale&Leyla Kuzguncukta bir sokakta arabanın içinde bizi bekler..
O da ne, inanılmaz bir trafik vardır 2. köprüde..
Kale'nin yanına ulaşan biz, İsmet Baba'nın bitişiğindeki cafeye oturup Onur'u beklemeye başlamışız..
hoş beş çay kahve derken Selo arar; nerde olduğumuzu sorar..
"hacı gelme çok trafik var Onur bile hala gelemedi.." deriz,
deriz ama hakikaten Onur nerde kalmıştır ?
- Aloou, nerdesin be Hacı nerde kaldın?!
- bi sokaktayım resim çekiyorum... geliyorum.. siz nerdesiniz ?
- nee ! ? olm biz İsmet Baba'nın yanındaki cafede seni bekliyoruz...
- haaa ne bilim abi siz çoktan çekmeye başladınız sandım, bende size yetişeyim diye arkadan çeke çeke geliyorum.. ulan Kale ile Leyla sokaktayız deyince...
Ay Yıldız

servisteyim.. eve dönüyorum.. (pendik civarı) telefon çalıyor..
arayan O.Coşkun..
--olm havaya bak, aya bak, yıldıza bak.. ohaa süper.. makina yanında mı?
- biliyorum, ama hava puslu Amur'u ara..!!
Amur aranır.. (@yeni Gebze)
...
--olm havaya bak, aya bak, yıldıza bak.. ohaa süper.. makina yanında mı?
- gözükmüyor birşey, hava puslu..
--olm nasıl görmezsin yaa.. Mertol görüyor sen nasıl göremezsin!!!
bilmem kaç yüz bin yılda bir oluyormuş bu..
-- e daha geçen sene oldu!!
22 Tem 2008
Kişisel İleti
bindirilmiş kıtalar ha! hey yavrum hey..
Senin hayatın yalan dolan. Ne konuşuyorsun densiz şerefsiz!
Milliyet allah belanı versin.
Her halk hakketiği şekilde yönetilir.
Yaşasın hainlere karşı illegalite 1.8.2007
Bütün izinler iptal artık, Atamızın bekçisiyiz.
Kime hürriyet neye hürriyet 15.8.07 (Emin Çölaşan kovuldu - Hürriyet)
Siper ettim gövdemi. 16.8.07
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı. 21.8.2007
Karşı devrimin karşı devrimcisi. 28.8.2007 (11. cumhurbaşkanı)
Gözaltında! İçeride ya da dışarıda. 02.07.2008 (Ergenekon)







