O'C etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
O'C etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mar 2010

Artık Devir Değişti !

Eskiden Avrupalı veya Amerikalı dev otomotiv şirketleri ve bünyelerinde barındırdıkları diğer ufak markaları duyardık. Volkswagen Grubu (VW, Porsche, Audi, Skoda, Seat gibi) - General Motors (Chevrolet, Opel, Cadillac, Saab, Holden, Pontiac, Buick gibi) - Ford Grubu - Fiat Grubu - PSA Grubu (Peugeot-Citroen) vs vs....
.
Artık DEVİR DEĞİŞTİ. Önce 1950'lerden sonra Japonlar çıktı piyasaya. "Dandik" imajlarını toplarlamaları neredeyse 25-30 sene kadar zaman aldı ve 80'lerde artık dünyaca kabul edilen kaliteli markalarıyla (Toyota, Nissan, Mitsubishi, Mazda, Suzuki, Honda, Isuzu, Subaru, Daihatsu, Lexus, Infiniti, Acura...) kendilerini ispat edip - en büyüklere kafa tutmaya başladılar. Mesela; Toyota Motors, dünyanın en büyük otomotiv üreticisi ünvanını 90'lı yıllarda General Motors'un elinden almayı başardı.

8 Eyl 2009

Ramazan Karikatürleri...

Merhaba arkadaşlar... Uzun bir aradan sonra yazılarımla tekrar aranızda olacağım. Şimdilik çıtır çerez niyetine internette rastladığım ramazan karikatürleriyle idare edin. En kısa zamanda görüşmek üzere...



1 Ağu 2009

Evvel Zaman Olur Ki...

Bu yazımın konusu; bendenizin ikamet sebebiyle her günümü, diğer arkadaşlarımızın ise haftanın en az 2-3 gününü geçirdiği; Bebek semti. Ancak meraklanmayın, zira anlatacaklarım güncel Bebek ile ilgili değil, daha çok tarihçesiyle ilgili...

Evliya Çelebi'nin günümüze kadar gelen anlatımlarına göre Fatih Sultan Mehmet, Rumeli Hisarı'nın yapımı ve kuşatması sırasında bölgede karşılaşılabilecek tehditlere karşı, bölge güvenliğini sağlayabilecek asıl adı Mustafa Çavuş olan bölükbaşıyı yani nam-ı diğer Bebek Çelebi'yi buraya göndermiş. Bu heybetli adam bölge korumasını sağlarken vefat ettiği zamanda lakabının buraya yadigar kalmasını sağlayacak kadar da bölgeye hizmet etmiş.

22 Tem 2009

Anlat Diyorsun Ya


ya işte böyle gözüm, bakıyorum da şunlara , şaşıyorum.
canım sıkılıyor, allah canımı alsın.
zengin babaları sayesinde, lüks arabalarla,
gündelik sevgili değiştiren,
aşkı ve sevdayı iki öpücük zannedenlere kızıyorum.
kızdığım gibi de acıyorum. bana ne diyemiyorum işte.
takıyorum kafama. bölüyorum uykularımı.
çünkü bu gençlik bizim bizim..

anlat anlat diyorsun ya ikide bir,
yaralı yüreğimle yaralamak istemezdim seni.
ama sevda ne demek, ama gönül ne demek,
vefa ne demek ve ben seni nasıl sevmişim vay vay ki vay.
ben , insanların toprakla haşır neşir olduğu,
çocuklarına helal lokma için terlerini toprağa akıtan,
eli nasırlı mı nasırlı, yüzü güneş yanığı,
gönlü ezelden yanık, güneşin toprakla öpüştüğü,
buram buram dert, buram buram hasret,
buram buram sevda kokan,
hürriyet sevdalısı milyonlarca gençten biriyim.

anam, abdestsiz göğsünü vermemiş bana,
ola ki allah'a ola ki vatana,
ve ola ki sevdiklerine ihanet eder diye.
anamın ak ve helal sütünden midir nedir?
vefasızlığın v' si yoktur kitabımızda.
hele güzelim sevdiğini yarı yolda bırakmak
nankörlüğün ve namertliğin en adisi budur işte.
gönül dersen gönül, yürek dersen yürek, aşk dersen aşk,
bırak duygularımı yüreğimde. yüreğimde bul kendini.
gel gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah.

18'inde deli taylara benzer kızlarımız,
geçit vermez yüce dağ gibi heybetli,
şahin bakışlarında mertlik ama yufkadır yürekleri.
onlar ki sevdiklerine toprak kadar vefalı
onlar ki sevdiklerine gün gibi, güneş gibi sadık,
kardelen çiçekleri kadar sabırlı,
ki onlarda iffet, ki onlarda edep.
onlar sevdiler mi başka severler güzelim.

21.asırda ne karacaoğlan' ı ne köroğlu' nu
ne de ferhat'ı aratır yiğitlerimiz.
gönül, bu ya hep ulaşılmaz, erişilmez dallara bağlanır.
çile ise çile dert ise dert, pes etmek mi asla.
ve yiğitliğin kitabı yazılmaz gülüm.
yiğitlik yürekte gönülde gizlidir.
yiğitlik sadece bilekte değil.

bizi biz eden bizi farklı kılan bu düşüncemiz bu gönlümüz.
çünkü biz sevdiğimizi iki öpücük niyetine değil,
allah'ın bir emanet kuşu bilip,
bir ömür boyu aynı yastıkta bir ömür sürmek için severiz.

ben sevdiğime gel dediğim vakit dağları yırtıp gelen,
git dediğim vakit kaşlarını çatmadan, arkasına bakmadan gidendir.
zannetme ki korkudan, edepten, gönülden, sevgiden.

İşte güzelim, diyorum ya iki de bir, gönül dersem gönül,
yürek dersem yürek, aşk dersem aşk,
bırak duygularımı yüreğimde, yüreğimde bul kendini.
gel gör ki nasıl sevmişim seni vah vah.

Onur'un Ustasına ithaf olunur..

Bir Hayal Klasik


Ömrü Hayatımın En Müstesna Arabası...

Anlatacağım araba aslında bir efsane... Daha doğrusu efsane bir markanın, dünya otomobil tarihine altın harflerle kazıdığı modellerden sadece biri...

1970 model MERCEDES-BENZ 280 SL - Cabrio

Aslında SL diyince yanına Cabrio diye ekstradan belirtmek manasız. Lakin SL 'lerin tümü Cabrio olarak üretilmiştir.
Ancak SL serisinin en önemli özelliklerinden biri, dünyanın ilk tente tavanın yanında sökülüp-takılabilen hard-top tavanına sahip olmasıdır.

2800 cc karbüratörlü sistem 6 silindirli motora sahip bu araba, bugünün şartlarında pek de hızlı sayılmasada zamanının en iyilerindendi. Düz veya otomatik şanzıman seçeneklerine, klima, radyo ve hidrolik direksiyon gibi o seneler için epey lüks sayılabilecek aksesuarlara sahip olmasıyla beraber ön ızgaralarındaki büyük Mercedes logosu aracın süksesinin tavana vurmasını sağlıyordu.

Bu otomobil malesef Türkiye'de bulunabilecek en eski spor Mercedes modeli. Bunun gibi hatta, daha da güzel ve daha eski modellerde bir çok modeli var aslında Mercedes'in...
Ancak Türkiye'de görmek pek mümkün olmuyor. Ancak klasik otomobil hastası para sahipleri, buldukları araçları yurtdışından getirmek durumunda kalıyorlar. Aşağıdaki linki incelerseniz sanırım beni daha iyi anlarsınız...

http://www.heritageclassics.com/mercedes.html

Velhasıl kelam, Mertol kardeşim ve ben bu otomobile fena vaziyette takık durumdayız.
İkinci el otomobil satış sitelerinde yaptığım araştırmalar sonucu temiz ve elden geçirilmiş durumda olan 280 SL 'ler için 50-60 bin € civarında ücretler talep edilmekte. Umarım bizimde bir gün olur da, üstünü açıp rüzgarı yüzümüze yüzümüze yiyerekten tur atarız boğaz sahillerinde...

Onur Coşkun

31 Ara 2008

Flickr Dialogları


Flickr, Flickr..
Nedir bu kadar malzeme olan allah aşkına;

kişisel fotoğraflarımızı, albümlerimizi paylaştığımız, amatör ve profesyonellerden oluşan bir site mi sadece...

Çuvaldızı kendimize batırıyorum, biz de bu nalet olası düzenin parçası olmuşuz.. Burası Flickr, Facebook değil.. Bu yorumlar nedir, wallpaper koyulur mu koyulmaz mı?.. Bir kullanıcı (!) fotoğrafların adını soru cümlelerinden oluşturabilir mi.. ve ben.. başkasının çektiği foto'ları kendi profilime koymaya hiç mi utanmıyorum...

1 comment since yours:

Mertol said:

I like colors and clouds...

Onur COSKUN said:

Thanks..

1 comment since yours:

Mertol said:

ispanyol bir turist olsa gerek, Madrid'in içinden...

Onur COSKUN said:

teşhis doğru ama... madrid'in köyündenmiş bu turist arkadaş... içinden değil.

Mertol said:

yaprakların rengi dikkat çekici...

Onur COSKUN said:

teşekkürler :)

Mertol said: nassın iyi misin?

Onur COSKUN said:

hamdolsun kriz teğet geçti
Mertol said:
Amurlar dün gece çok içmiş.
Onur COSKUN said:
bomba var olm, arıyorum..

Sorular......

Ghosts? :)

Too Fast?

Sunlight or Moonlight???

Which one is the tallest?

What is the Matrix?

15 Ara 2008

Flickr 'Counter' Onur

bayramda madem İstanbul'dayız (!) o zaman bu bayramı fotoğraf çekmeye ayıralım dedik.

ikinci gün olmuş; Onur sabahtan katılamamış..
Ben, Amur ve rehberimiz Permuz Kanlıca sırtlarında 300-500 fotoğraf çekmişiz..

İlk gün Amur'la Sultanahmet civarında epey keyifli bir gün geçiren Onur,
akşamüstüne doğru telefonla arar ve yanımıza gelmek üzere yola koyulur..
O ara Kale&Leyla Kuzguncukta bir sokakta arabanın içinde bizi bekler..

O da ne, inanılmaz bir trafik vardır 2. köprüde..

Kale'nin yanına ulaşan biz, İsmet Baba'nın bitişiğindeki cafeye oturup Onur'u beklemeye başlamışız..

hoş beş çay kahve derken Selo arar; nerde olduğumuzu sorar..
"hacı gelme çok trafik var Onur bile hala gelemedi.." deriz,
deriz ama hakikaten Onur nerde kalmıştır ?

- Aloou, nerdesin be Hacı nerde kaldın?!

- bi sokaktayım resim çekiyorum... geliyorum.. siz nerdesiniz ?

- nee ! ? olm biz İsmet Baba'nın yanındaki cafede seni bekliyoruz...

- haaa ne bilim abi siz çoktan çekmeye başladınız sandım, bende size yetişeyim diye arkadan çeke çeke geliyorum.. ulan Kale ile Leyla sokaktayız deyince...

Ay Yıldız



servisteyim.. eve dönüyorum.. (pendik civarı) telefon çalıyor..
arayan O.Coşkun..

--olm havaya bak, aya bak, yıldıza bak.. ohaa süper.. makina yanında mı?

- biliyorum, ama hava puslu Amur'u ara..!!


Amur aranır.. (@yeni Gebze)
...

--olm havaya bak, aya bak, yıldıza bak.. ohaa süper.. makina yanında mı?

- gözükmüyor birşey, hava puslu..

--olm nasıl görmezsin yaa.. Mertol görüyor sen nasıl göremezsin!!!
bilmem kaç yüz bin yılda bir oluyormuş bu..

-- e daha geçen sene oldu!!

27 May 2008

Dön dedik, dönmedin..

Uğruna pankart bile yaptırdık.
Baltalimanında tellere astık , Sami Yen'de dalgalandırdık , adını haykırdık..
Kim diye sordular ?
12 sırt numaralı çocuk dedik !
Ama sen dönmedin !!

(cnn turk)

http://www.cnnturk.com/video/index.asp?vid=5036