18 Haz 2012

Futbolun Adaleti Var (mı) ?! // Euro 2012 / Bölüm 1

Keyifli bir Euro 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası daha seyrediyoruz. Maçlar güzel, futbol kaliteli, maçlardan çekilen foto kareleri ve malzeme yine bol. ( Şampiyonaya Türkiye Milli Takımının dahil olmaması farklı bir konu başlığı, ancak yine de yazının finalinde bu konuya da kısaca değiniyor olacağım).

Gelelim asıl konu başlığımıza, ilk tur maçları tamamlanmak üzere ve A-B grubu maçları bu geceki son maçlar ile tamamlanarak ilk çeyrek finalisler belli oldu.

A Grubu : Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ( Rusya, Polonya Elendi )
B Grubu : Almanya, Portekiz ( Hollanda, Danimarka Elendi )

24 Nis 2012

Hıyar deyip geçme!

Bir süre önce bu bilgiler "The New York Times" gazetesinde yayımlandı.
 
1. Hıyar, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir hıyarda Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko ihtiva eder.
 
2. Öğleden sonra yurgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir hıyar yiyin. Hıyar iyi bir B vitaminler ve Karbohidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.
 
3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir hıyar dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

12 Nis 2012

Magna Carta Libertatum


Mahfi Eğilmez'in bu yazısını saklama adına blog'da paylaşmak istedim.

İngiltere kralı Yurtsuz John (1166 – 1216) Fransızlara kaybedilen toprakları geri alabilmek için ordusunu ve onun için de mali sistemi güçlendirmesi gerektiğini düşünerek vergileri büyük çapta artırdı. Bu yeni düzenlemeyle güçlendirdiği ordusuyla Fransa kralı II. Philip’le yeniden savaşa girdi. 1214 yılında Bouvines savaşını kaybederek yenilmiş ordusuyla İngiltere’ye döndü. Dönüşünde baronların ve diğer soyluların başkaldırısıyla karşılaştı. Başkaldırının nedeni kralın getirdiği ağır vergiler ve diğer yükümlülüklerdi.

8 Nis 2012

Tarih sadece savaşlarla dolu değildir


"Tarih sıkıcı değil ilginç olaylarla doludur. Siz bakmayın bizim tarih kitaplarına. O kitaplarda bizlere sadece savaşlar ve sonunda imzalanan anlaşmaların maddeleri ezberletildi. Bu öğretilen de zaten tarih değildi.
Gerçek tarih bizleri düşünceye, kıyaslamaya  ve olaylar arsında ilişki kurmaya iter.Sonuçta bundan bir ders çıkar.

Bakın aşağıda tarihin derinlikleri içinden çıkan ne ilginç konular var.

Aristo'dan Üç tespit-üç tavsiye

Pers İmparatorluğu'nu yıkarak Yunanistan'dan Hindistan'a kadar uzanan
büyük bir coğrafya parçasının hakimiyetini ele geçirip imparatorluk
kurmuş, eski Yunan uygarlığının doğuya yayılmasında etkili olmuş ve
efsanevi bir kahramana dönüşmüş olan Büyük İskender, felsefenin
duayeni sayılan ve batı düşüncesinin en önemli filozofundan biri olan
Aristo'ya bir mektup yazar ve kendisine görüş bildirmesini ister:


 

27 Mar 2012

Tuz ve Şeker


Geçenlerde bir süpermarkette alisveris yaparken cok yasli bir kadin eline bir tuz paketi almis gorevliye soruyor: ''Yavrum bunun uzerinde kaya tuzu mu, gol tuzu mu..... v.s.. yazmiyor. Ben kaya tuzundan imal edilenini almak istiyorum.''. Önce kadincagizin yaptigini bir yaslilik davranisi zannettim. Inceledim, sordum sorusturdum, meğer kadıncağız haklıymış. Simdi ben de uzerinde kaya tuzu yazanlari satin almaya calisiyorum. 

Hatirlarsiniz buna benzer bir ileti de seker icin dolasmisti. Megerse ulkemizde seker, pancardan imal edildigi gibi genleriyle oynanmis misirdan da imal ediliyormus (bunun arkasinda da maalesef bizim prenslerimiz varmis). Simdi ben, paketin uzerinde ''yuzde yu z pancar sekerinden imal edilmistir'' yazisini gormezsem satin almiyorum.
Artık tuz yemeyin yedirmeyin ! Nedenine gelince aşağıdaki yazıyı okuyun. Neden yememeniz gerektiğini anlayacaksınız.

14 Oca 2012

Adı Eleftherios Kucukandonyadis

Dedem'i Lefter etmiş aşık çubukluya,
haliyle buradan gelir sevdamız Lacivert-Sarı'ya...

kaybettik O'nu dün gece;
bir dizi yazı okuyacaksın şimdi gazetelerde, bloglarda.. ilk şeref madalyası alan futbolcu olması.. milli takımda ve Fenerbahçe'de kırdığı rekorlar.. Güney Kore'ye attığı o gol..biz Fenerbahçe'liler ve futbol aşıkları zaten biliyoruz..


Terk-i diyar eden efsaneye üzülmenin yanında, bugün öylesine mütavazı ve pek çok erdem sahibi olan bir sporcuya, bir insana sahip olmanın gururunu hem camia hem de millet olarak yaşıyoruz.

Belki Lefter vefat etti; ama Metin Oktay'ı, Baba Hakkı Yeten'i hatırlatı bugün yine bize.. Sosyal medyada ardı ardına güzel paylaşımlar oldu, en güzeli de " Cennet artık çift forvet " olanıydı.




"Lefter, topu taca atsa, gider alır getirir, rakibin elini sıkar ve topu verirdi. Onun olduğu yerde hiç kimse birbiriyle kavga edemezdi." Mahfi Eğilmez

böyle bir şeydi işte onların döneminde "futbolcu"
amatördü zihinlerdeki rekabet.. parayla ölçülmüyordu.. dostluk, fedakarlık üstüne kuruluymuş..
"Fair-Play" - dürüst oyun, dillere pelesenk edilmemişki, ödülü olsun..

Şimdilerde "ezeli rekabet edebi dostluğu" takmışız ağzımıza... hani nerede derler sana?
Ne entresandır ki bugün Lefter'in beyefendiliğinden, onun olduğu yerde kavga olmadığından bahsediyoruz durmadan.. neden mi? Çünkü biz, gerçek taraftarların buna ihtiyacı var.. kimse kavga, küfür, kin ve nefretin olduğu bir ortamı arzulamaz. Fakat bunla beslenen başta medya ve bir takım kurumlar-kişiler bu ortamı hazırlamışlar, onların ekmeği olmuş bizi ise futboldan soğutmuş.

Bir adam düşünün ki futbolu 50 sene önce bırakmış.. ne babam izlemiş ne ben.. ne de bugün ilkokula giden çocuklar.. giderek bozulan bu ortamda o kadar özlüyoruz ki o anlatılan zamanları.. gönlümüz istiyor çocukları stada götürüp bir spor müsabakasının keyfini, kültürünü verelim.. yok olmuyor.. imkanı yok, o yüzden gidiyoruz.. onu ziyaret ediyoruz.. anlatıyoruz bize de anlatıldığı gibi.. örnek alıyoruz.. örnek gösteriyoruz.. halbu ki onlar için o günlerde ne kadar da doğaldır belki... yine de beceremiyoruz maç zamanı adam olmayı..  hangi alanda becerebiliyoruz ki? en basiti ezeli rekabetin bile kıymetini bilmeden küfür, hakaret, kavga bini bir.. özlem var ama sonuç yok.. o tribünde gördükleriniz çoğu taraftar değil sahtekar çünkü..

*    *    * 

Bu bahar yine ziyaret edecektik O'nu, olmadı..
gene de kendimi şanslı sayacak, avutacak ve ileride bütün bu güzelliklerin üzerine 2008'in Mayıs'ında gerçekleştirmiş olduğumuz ziyarette onunla biramızı yudumladığım o öğlen yemeğini anlatıcam çocuklarıma, yakınlarıma ve yeni nesile..

Sevgili kardeşim ve Ordinaryüsümüzün torunu Özcan Katmer'i tanımaktı elbette şansım, başı sağ olsun.

*     *     *

Verdik Lefter'e kaydetti deftere.
Bitti kalem, doldu defter,
unutulmayacaksın Lefter!

Şimdi cennet en büyük transferlerinden birini yaptı yine,
ödemesini de yine biz yapıyoruz gözyaşları ile..


(kaynak: twitter)


*     *     *
 

"- Fenerbahçe'nin teklifini nasıl kabul ettiniz?
- Nasıl etmeyeyim? Ben Fenerbahçe'den başka takım bilmezdim ki!"

 Lefter Küçükandonyadis

-Lefter için yazılmış güzel bir yazı da Mahfi Eğilmez'den ( Kendime Yazılar : Lefter )


-Facebook grubumuz ve Lefter Küçükandonyadis Fotoğraflarımız.





Sadece şimdiki genç nesil değil gelecek nesiller dahi seni anacak ve unutmayacak!
2010 Aralık - Lefter Dede ve Batuhan (11)

2008 Mayıs 4 - Büyükada Lefter'in evinde


Çubuklu bize emanet... 

Mertol

7 Oca 2012

Kendi Kanını Yalamak


Bir dostum yürek sızlatan bir kutup ayısı öyküsü göndermiş. Üretmeden hazır yiyen sömürgeci güçlerin ve onların yardakçısı zalim avcıların ne tuzaklar kurduğunu çok güzel anlatıyor. Belki de ülkemizde de benzer tuzaklar kuruluyordur.

Kutup ayılarını derileri için avlarlar ama onları avlamak o denli kolay değildir. Çok zeki hayvanlardır. Derilerinin altındaki 10 cm’lik yağ tabakası onların buzlu sularda donmasını engeller, hem de onları zırh gibi korur. Onun için küçük ateşli silahlarla onları öldürmek zordur. Büyük ve etkili silahlar da deriyi parçaladığı için deri işe yaramıyor. Derinin işe yaraması için anlındaki özel bir noktaya yakından ateş ederek öldürmek gerekiyormuş.

5 Oca 2012

Atatürk döneminde torpil nasıl yapılırdı?

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir.

Bakan, makamında çalışmaktadır.

Kapı çalınır.

Bakanın gür sesi: "Giriniz!"

Atatürk'ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler.

Konuklara yer gösterir ve zarfı açar.

Atatürk'ten gelen bir mektuptur bu: “Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı..."

19 Ara 2011

Atatürk Düşmanlarına bir Hatırlatma

Önce 88 yıl önce yazılmış ve çoğumuzun varlığından haberi bile olmadığı bir mektubu sizlerle paylaşacağım:

“ Sevgili Paşam,

Cumhuriyet'in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Baş delegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim.

26 Kas 2011

Rakının imal ediliş sırrı ve nasıl içileceği konusunda bir saptama, bir alıntı

Tekirdağ Rakısının sırrını bilir misiniz?

Birden hocanın sorusunu duyunca herkes şaşırdı.
Üniversitede üretim yönetimi dersindeydik. Konu 6 Sigma. Dersin ortasındayız ve hepimizin içi bayılmış.

Ama rakı lafını duyunca bir anda uyandık ve herkes rakı hakkında bilgisini konuşturmaya başladı.
Biri Yaş üzüm diye atıldı. Kimi Tekirdağın havasından dedi. Öteki artezyen suyundan dedi.
Bense Tekirdağ Rakısı nedir bilmediğim için ağzımı bile açmadım.

En sonunda hoca herkesi susturup anlatmaya başladı:

21 Kas 2011

Kaçan Deliler

Olay gerçektir. Elazığ'da geçer. 1960"lı yıllar! Elazığ Akıl hastahanesinden personelin bir ihmali sonucu bütün deliler kaçar, Elazığ’ın cadde ve sokaklarına dağılırlar. Toplam 423 deli kaçmıştır. Mülki makamlar panikler, Başhekime koşup "doktor bey ne yapalım" diye sorarlar. O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastahanenin başhekimidir.  Mutemet Bey : "Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin" der. Doktor önde birkaç personeli arkasında Karatrencilik oynayarak bütün Elazığ’ı "çuf çuf" nidalarıyla dolaşırlar. Başhekimin tahmini tutmuştur, bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar. Lokomotif, yani başhekim Mutemet bey yönünü hastahane'ye çevirince tüm kaçan deliler hastahaneye geri dönmüş olurlar. Sorun çözüldüğü için Mülki makamlar ve doktorlar, trencilik oynayıp hastahaneye döndükleri için de deliler hallerinden çok memnundur.

Ancak esas sorun akşam yoklama yapıldığı zaman ortaya çıkar; Hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612 kişidir.