28 Tem 2009

İstanbul, seni senden iyi tanıyanlar...


Masada memleketi kurtaran bir millet olarak zaman zaman iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırdığımız da oluyordur elbet.. şu güzel ülkemizin tanıtımını yapamıyoruz.. elalem ne güzel reklamlar, billboardlar yapıyor, hazırlıyor diye dövünürüz.. itiraf ederim ki hiç birimiz İstanbul'a gelip fellik fellik gezen turistlerden daha iyi tanımıyoruz güzel tarihi "şehr-i İstanbul"umuzu.. o herşeyin ve tüm sorunların altında aradığımız Amerikalılardan bir tanesi; ABD’nin en popüler sabah haberleri olan “The Today’s Show”un sunucusu Matt Lauer, geçtiğimiz sene Mayıs ayında İstanbul’dan yapmış olduğu 2.5 saatlik canlı yayınla ABD’lileri Türkiye’ye hayran etmiş.

video 1
video 2
video 3

(eski-yeni daha fazlasını, videolari izlerken sol taraftaki konsolda bulablirsiniz.)

Sutanahmet Camii, sema gösterisi, Kapadokya gibi konulara geniş yer verdikten sonra NBC’nin telefonları kilitlenmiş. Milyonlarca Amerikalı Türkiye’ye seyahat etmek istediklerini söylemişler.

Türkiye’ye turist sayısının artmasını sağlayacak bu tanıtımın arkasındaki isim ise NBC ‘nin Türkiye temsilcisi gazeteci Aziz Akyavaş'mış. Yaklaşık beş yıldır programın İstanbul’dan yapılmasını sağlamak için NBC yöneticilerine ısrar eden Akyavaş, organizasyonun kusursuz olmasını sağlamış.

Bizler de en azından bu videoyu Facebook ortamında paylaşarak ufak da olsa bir katkıda bulunabiliriz..
http://www.facebook.com/video/video.php?v=219190820173&ref=nf

27 Tem 2009

Çeşme


"Eskiden -1930’larda- İzmir-Çeşme arası at ya da eşek arabalarıyla gidip gelmek yirmi dört saatten fazla sürermiş. Geceyi Urla ya da Uzunkuyu’da -Zeytinler Köyü civarı- geçirirlermiş. Şimdiki yola paralel, sağında ve solunda, bazan deniz içinde kalan dar bir geçit, bir köprü gözümüze çarpar. İki at arabası karşı karşıya gelirse dururlar, biri diğerine yol vermek suretiyle geçiş sağlanırmış. Tabi yolda karşılaşma olasılığı olan herkes birbirini tanırmış. Çeşme’de hiç eczane olmadığı, yalnızca bir hükümet doktoru ve bir belediye doktoru olduğu o günlerde, sağlık problemi ya da düğün gibi önemli bir nedenle bu yolculuk göze alınırmış. Daha daha sonra yolu üç saatte gidebilenler, iyi ve hızlı bir yolculuk yaptıklarını düşünmüşler. Küçükken mekanlar daha büyük, yollar uzun gelir insana. Çeşme’ye gitmek ciddi bir işti. Elektrik direkleri, trafik işaretleri, karşıdan gelen arabalar sayılır, radyoda skeçler dinlenirdi de yol bitmek bilmezdi."

www.flickr.com/photos/fezaizmir/3308435297
iddia : 28

İbrahimovic-Eto'o takası söylentileri çıkar çıkmaz transfer %100 gerçekleşmemişti.. fakat bir Pazar günü olmalı.. Bebek Susam'da oturuken güzel bir yemeğine şu iddaya tutuştuk; Barcelona'nın İbrahimoviç'i (gün itibariyle transfer gerçekleşmiştir, iddia yürürlüktedir) 2009-2010 sezonu boyunca La Liga'da 28 gol atabilir mi atamaz mı.
28 => Kale kazanır, aksi takdirde Selo - Mertol..
sakatlanma, oynadığı maç sayısı ve penlatılar iddiayı değiştirmez veya bozamaz..

Beğenmeyip Yolladığımız Yabancılar

Yıllar yılı her zaman efsanedir; Kaka'nın Gaziantepspor'a geldiği fakat beğenilmediği, Ronaldo'nun PSV'den önce Fenerbahçe'nin kapısından içeri alınmadığı, Ibrahimovic'in tam Beşiktaş'a transfer olacağı sırada vaz geçilip, Pascal Nouma'nın alındığı ve daha niceleri. Fakat daha önce hiç aşağıdaki göreceğiniz fotoğraftaki gibi kanıt yoktu elimizde.

Evet tanıdık geldi di mi. Gol sevinçlerinden sonra makinalı tüfek gibi bir sevinci olan Jimmy Floyd Hasselbeink yanlış duymadınız :) Fotoğraf Samsun'da bir kıraahathanede çekilmiş ( Oğlum Jimmy abine bi açık çay getir muhabbeti kesin olmuştur ). Gerçekten enterasan, allah bilir ne ümitlerle getirdi Hasselbaink'i bıyıklı abimiz Samsunspor'a. Deneyin ilerde yıldız olacak, füze gibi şutları var, çok güçlü tam aradığınız topçu demiştir yöneticilere. ama futboldan "çok iyi anlayan" yönetici abilerimiz yine beğenmemişlerdir kesin. Bu Samsunspor'un 2. yaptığı yanlış harekettir bknz: Sami Hyypia (1999-2009 senelerinde Liverpool'da oynamıştır, Samsunspor'da beğenilmedikten sonra). Umarım bu tarz haberler artık son bulur ve bizde ayağımıza kadar gelen yıldızları beğenmeyip yollamayız.

24 Tem 2009

Yeni Şehir Eskişehir

Uzun zamandır Eskişehir'e gidenlerden duyuyordum şöyle güzel böyle güzel diye.. ne kadar güzel olabilir ki diyordum içimden.. öğrenci şehri olarak bilirim ben Eskişehir'i.. hiç gitmedim hayatımda ve annemin anneannesi 101 yaşında, dedesi 106 yaşında eski subay Mustafa Dinçtürk ve hala hayattalar!..O'nun da babası Selanik baş müftüsüymüş.. dipnot.. neyse soyağacı böyle uzar gider dönelim esas konumuza..

Helal olsun adam götürüyor mötürüyor ama çalışıp bir şeyler de yapıyor devri çoktan kapandı. Hala kapanmadığını düşünenler, bu devran böyle gelmiş böyle döner sananlar, Yılmaz Büyükerşen'i örnek olarak alıp yemeden de bir şeyler yapılabileneceğini görsünler..
www.eskisehir-bld.gov.tr

Eskişehir'in bir Avrupa şehrinden ne farkı kaldı. "
Durmak yok yola devam" dediğin zaman böyle devam edeceksin, tersine değil. "Sen Domalan'sın, Sen İstanbul'sun" büyük düşün gibi şaçma vaadler vermeyeceksin..

Artık Eskişehir'in de ortasından tıpkı Paris ve Viyana'daki gibi plajlar geçiyor. Ama o ülkelerin plajlarından denize girilmezken Eskişehir'de giriliyor.. Olmaz diye bir şey yok. Türkiye'de bozkırın göbeğinde tıpkı Paris gibi, Venedik gibi bir şehir var. Üstelik denizi olmayan o şehre plaj bile yapıldı. Denizi olmayan Eskişehir'in artık açık olimpik havuzu ve yüzlerce vatandaşın aynı anda güneşlenebileceği kumsalı olan yapay plajı oldu. Bozkırın ortasında açılan plaj ve havuzun Türkiye'de benzeri yok, dünyada da eşine ender rastlanır..

90'larda Spor

Tenis ;

90' larda beni tenise başlatan Andre Agassi, Hayatım boyunca bu tarz sıra dışı, isyankar sporcuları daha çok sevmişimdir. Dünyanın belki gelmiş geçmiş en iyi tenisçisi olmadı hiçbir zaman.. ama Top 10 yapıldığında ilk 10'a girecek tenisçidir. Kendisi gibi teniste bir efsane olan Steffi Graf ile evlidir. Onu yıllarca uzun saçları ve tenisin klasik beyaz giyim tarzına inat giydiği renkli t-shirtlerden hatırlayacağız. (Her ne kadar Steffi Graf 'tan sonra 0n numara saç traşı ,sakalsız ve klasik beyaz giyinsede) Benim gözümde her zaman 1 numaradır.

Futbol ;

Sabahtan akşama kadar futbol izlesem bıkmam, hayatımda önemli bir yer kaplar, tek aşk Beşiktaşk! Arkadaşların bildiği gibi koyu bir Beşiktaş taraftarıyım.. ama yanılıyorsunuz size Beşiktaş’tan bahsetmeyeceğim. 90’lara damga vurmuş bir kaleciden bahsedeceğim. Peter Schmeichel Agassi’de bahsettiğim karakteristik özellikleri, agresifliği-hırsı, kimi zaman imkansız kurtarışları ,oyunu okuma zekası ile benim gözümde 1 numaradır. Peter Schmeichel, Manchester taraftarları için en büyük futbolculardan biridir. Çok güçlü kollara ve vücuda sahip bir futbolcudur, kalecidir. Tek kolu ile iki kişiyi engelleyerek top alabilme özelliği vardır. Refleks onun göbek adıdır .Kariyerine Brondby (4 yıl), Manchester United (8 yıl), Sporting Lisbon (2 yıl), Manchester City (1 yıl) ile sonlandırmıştır. Ben ise onu tabii ki Manchester’ın dev kalecisi olarak hatırlayacağım.

Olimpiyatlar - Halter ;

O senelerde Olimpiyat denince aklıma rahmetli Özal’ın bizzat kendisinin gidip Bulgaristan’dan getirdiği nam-ı diğer cep herkülü Naim Süleymanoğlu gelir. Saatlerce televizyon karşısında beklediğimiz; “haydi Naim kaldırırsın bunu sen” dediğimiz.. sayısız madalyalar kazandıran ve rekorlar kıran sporcumuzdur. Tüm zamanların en iyi haltercisi olarak gösteriliyor. 3 Olimpiyatta altın madalya kazanan nadir sporculardandır. Kariyeri boyunca olimpiyatlardan kazandığı 3 Altın Madalyası, 7 Dünya Şampiyonluğu ve 6 Avrupa Şampiyonluğu vardır. 46 kere dünya rekoru kıran Süleymanoğlu, 2000 senesinin 7-9 Aralık günleri arasında, Atina'da toplanan, Uluslararası Halter Federasyonu Kongresi’nde astbaşkanlığa da seçilmiştir.

Basketbol ;

Chicago-Bulls ve Michael Jordan 23;

90’ larda spora bakış açımızı değiştiren birisi.. hangi basketbol takımını denildiğinde, bir çırpıda ağzımızdan çıkan takım Michael Jordan’ın önderliğinde,Scootie Pippen’li,Toni Kukoc’lu,Dennis Rodman’lı ve Steve Kerrl’li Chicago Bulls dur. Bu takımın yıldızı ve dünyanın belkide gelmiş geçmiş en iyi basketbolcusu olarak gösterilen Michael Jordan.. Chicago Bulls da sürdürdüğü kariyeri boyunca 6 NBA Şampiyonluğu.. 5 kez All-Star MVP seçilmesi ve kırılması zor bir rekor. Tüm dünyayı kendine hayran bırakan bir sporcu: MJ23.. kariyerine son maçı Philadelphia 76ers'e karşı Washington Wizards formasıyla son veririken Philadelphia'da oynanan maçta seyircilerin "We Want Mike!" (Mike'ı istiyoruz) tezahüratları üzerine, oyuna son dakikalarda girmis ve son sayılarını serbest atıştan atarak son noktayı koymuş. Bu kadar kısa anlatılacak bir kariyer değil tabiî ki fakat biz ayrılan yerin sonuna geldik bu hafta.Gelecek Hafta 90'larda çocuk olmak yazım ile sizinle birlikte olacağım.

Selahattin ORMAN

22 Tem 2009

90 'larda Yaşamak

Blog işi kişisel bir marka haline geldi geliyor, kimi eğlenmek için, kimi para kazanmak için, kimi içini dökmek, kimi belki de yaptığı işe göre portfolyosu olarak kullanıyor.. Ama bizim için, bizim diyorum çünkü bundan sonra yayına "çok" kişi devam edeceğiz, belki de doğaçlama bir blog çıkacak ortaya.. herşeyden biraz "jack of all, master of none"

sonra sonra onlar kategorilere ayrılacak ortaya muazzam bir iş çıkacak hedef bu olsun.. sonu keyif versin.. Bu noktada 3. yazarımız Selahattin Orman'ın yazısını müjdeliyelim... ve bir reklam geçelim;



Herkesin dilinde bir 80lerdir gidiyor; Biliyorsunuz ben 90'lar hastasıyım. Bence en güzel yıllar 90'lar, neden mi? Yeni yeni özel kanallara geçiş döneminde TV, Pop Müziğin bir anda patlaması, Spor (Naim Süleymanoğlu, Metin-Ali-Feyyaz, AC Milan, Agassi ) ve çocukluğumuzun sokakta geçen yılları, oyunları ve başımızdan geçen olaylar. Yakında “90'larda Yaşamak” adı altında yazı dizime başlayacağım.

Saygılarımla
Selahattin ORMAN

Anlat Diyorsun Ya


ya işte böyle gözüm, bakıyorum da şunlara , şaşıyorum.
canım sıkılıyor, allah canımı alsın.
zengin babaları sayesinde, lüks arabalarla,
gündelik sevgili değiştiren,
aşkı ve sevdayı iki öpücük zannedenlere kızıyorum.
kızdığım gibi de acıyorum. bana ne diyemiyorum işte.
takıyorum kafama. bölüyorum uykularımı.
çünkü bu gençlik bizim bizim..

anlat anlat diyorsun ya ikide bir,
yaralı yüreğimle yaralamak istemezdim seni.
ama sevda ne demek, ama gönül ne demek,
vefa ne demek ve ben seni nasıl sevmişim vay vay ki vay.
ben , insanların toprakla haşır neşir olduğu,
çocuklarına helal lokma için terlerini toprağa akıtan,
eli nasırlı mı nasırlı, yüzü güneş yanığı,
gönlü ezelden yanık, güneşin toprakla öpüştüğü,
buram buram dert, buram buram hasret,
buram buram sevda kokan,
hürriyet sevdalısı milyonlarca gençten biriyim.

anam, abdestsiz göğsünü vermemiş bana,
ola ki allah'a ola ki vatana,
ve ola ki sevdiklerine ihanet eder diye.
anamın ak ve helal sütünden midir nedir?
vefasızlığın v' si yoktur kitabımızda.
hele güzelim sevdiğini yarı yolda bırakmak
nankörlüğün ve namertliğin en adisi budur işte.
gönül dersen gönül, yürek dersen yürek, aşk dersen aşk,
bırak duygularımı yüreğimde. yüreğimde bul kendini.
gel gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah.

18'inde deli taylara benzer kızlarımız,
geçit vermez yüce dağ gibi heybetli,
şahin bakışlarında mertlik ama yufkadır yürekleri.
onlar ki sevdiklerine toprak kadar vefalı
onlar ki sevdiklerine gün gibi, güneş gibi sadık,
kardelen çiçekleri kadar sabırlı,
ki onlarda iffet, ki onlarda edep.
onlar sevdiler mi başka severler güzelim.

21.asırda ne karacaoğlan' ı ne köroğlu' nu
ne de ferhat'ı aratır yiğitlerimiz.
gönül, bu ya hep ulaşılmaz, erişilmez dallara bağlanır.
çile ise çile dert ise dert, pes etmek mi asla.
ve yiğitliğin kitabı yazılmaz gülüm.
yiğitlik yürekte gönülde gizlidir.
yiğitlik sadece bilekte değil.

bizi biz eden bizi farklı kılan bu düşüncemiz bu gönlümüz.
çünkü biz sevdiğimizi iki öpücük niyetine değil,
allah'ın bir emanet kuşu bilip,
bir ömür boyu aynı yastıkta bir ömür sürmek için severiz.

ben sevdiğime gel dediğim vakit dağları yırtıp gelen,
git dediğim vakit kaşlarını çatmadan, arkasına bakmadan gidendir.
zannetme ki korkudan, edepten, gönülden, sevgiden.

İşte güzelim, diyorum ya iki de bir, gönül dersem gönül,
yürek dersem yürek, aşk dersem aşk,
bırak duygularımı yüreğimde, yüreğimde bul kendini.
gel gör ki nasıl sevmişim seni vah vah.

Onur'un Ustasına ithaf olunur..

Bir Hayal Klasik


Ömrü Hayatımın En Müstesna Arabası...

Anlatacağım araba aslında bir efsane... Daha doğrusu efsane bir markanın, dünya otomobil tarihine altın harflerle kazıdığı modellerden sadece biri...

1970 model MERCEDES-BENZ 280 SL - Cabrio

Aslında SL diyince yanına Cabrio diye ekstradan belirtmek manasız. Lakin SL 'lerin tümü Cabrio olarak üretilmiştir.
Ancak SL serisinin en önemli özelliklerinden biri, dünyanın ilk tente tavanın yanında sökülüp-takılabilen hard-top tavanına sahip olmasıdır.

2800 cc karbüratörlü sistem 6 silindirli motora sahip bu araba, bugünün şartlarında pek de hızlı sayılmasada zamanının en iyilerindendi. Düz veya otomatik şanzıman seçeneklerine, klima, radyo ve hidrolik direksiyon gibi o seneler için epey lüks sayılabilecek aksesuarlara sahip olmasıyla beraber ön ızgaralarındaki büyük Mercedes logosu aracın süksesinin tavana vurmasını sağlıyordu.

Bu otomobil malesef Türkiye'de bulunabilecek en eski spor Mercedes modeli. Bunun gibi hatta, daha da güzel ve daha eski modellerde bir çok modeli var aslında Mercedes'in...
Ancak Türkiye'de görmek pek mümkün olmuyor. Ancak klasik otomobil hastası para sahipleri, buldukları araçları yurtdışından getirmek durumunda kalıyorlar. Aşağıdaki linki incelerseniz sanırım beni daha iyi anlarsınız...

http://www.heritageclassics.com/mercedes.html

Velhasıl kelam, Mertol kardeşim ve ben bu otomobile fena vaziyette takık durumdayız.
İkinci el otomobil satış sitelerinde yaptığım araştırmalar sonucu temiz ve elden geçirilmiş durumda olan 280 SL 'ler için 50-60 bin € civarında ücretler talep edilmekte. Umarım bizimde bir gün olur da, üstünü açıp rüzgarı yüzümüze yüzümüze yiyerekten tur atarız boğaz sahillerinde...

Onur Coşkun

21 Tem 2009

Latin Amerika Atışması


Bir Dünya Kupası elemelerinde..

Brezilya-Arjantin maçı öncesi Arjantin bir poster hazırlar (üsteki ),

maçta Arjantin yenilince, Brezilya'dan cevap gecikmez (alttaki )

Levent'e teşekkür!..

19 Tem 2009

Burgerciler

Geçenlerde en iyi burgerciyi konuşuyor, tartışıyorduk.. bizimkilerin Yılmaz Büfe (Etiler).. Dükkan Burger (Cadde-Bebek-Alaçatı), Jburger (Caddebostan) ve galiba en iyi burgerci bana göre; Burger Bar.. 2 kere tatma şansım oldu ikisi de gayet lezizdi..mekan Reşitpaşa'nın sapa bi yerinde.. içi çok büyük olmamakla birlikte birazda yol üstü.. evvel zamanı yemek kültüründen yoksun birisi olarak derin yorumlamaya giremiyeceğim..
eksi sozlukten kopya yorumlarla tamamlayalım..

fast food değiliz diye bas bas bağırıyorlar, fiyatları da fast food değil zaten. ama o kadar güzel hamburger yapıyorlar ki. jack daniel's soslu original dana bacon cheesburger'i 14,5 ytl olsa da, inanın
değiyor. patates kızartmaları da olağanüstü ve çok. 2 kişi bir patates kızartmasını zor yersiniz.
diyetteyim derseniz pita menüleri de var, bunlardan portakallı tavuk teriyaki tadını damağınızda bırakacak bir tada sahip. salatalarını hiç denemedim, kızartmalarda çıtır hellim peyniri de çok iddialı. kötü yanı, 30 ytl falan tutuyor hesap. sadece patates kızartmasını yiyeceğim derseniz 5,5 a da kurtulabilirsiniz.

. . .

istanbul'da hamburger yemek istiyorum diyenlerin daha önce tatmadığı bir lezzet mekanıdır. küçük ama şık tasarımıyla reşitpaşa girişinde bulunan restoranına reşitpaşa minipüsüne: minibüs binerek hop diye gidebilirsiniz. hamburgerini midenize indirip bir de dünya güzeli patateslerini yedikten sonra 'daha neye saldiriiim ulan' bakışlarınızı** fırlatmanız mümkündür. burger king'in mcdonald's'sın dandik hamburgerleinden bıkanlar için iyi bir seçimdir. güleryüzlü garsonları da ayrı iyi hissetmenizi sağlar.

istanbulun en güzel diğer hamburgeri için:
(bkz: j burger)

17 Tem 2009

Millet Ay'a Biz Yaya?



Bu Amerikalılar bir garip millet (!).. millet de değil ya zaten, neyse.. be insaoğlu!! 40 yıl önce ayak bastın da Ay'a.. şimdi nerdesin.. biz Türkler 40 yıl önce Ay'a ayak basmış olsaydık, bugün Mars'ta mangalı yakmış ya da kuzu çevirmiş, rakımızı yudumluyorduk.. hey gidi gözünü sevdiğimini dünyası diye uzaktan uzağa izlerken yerküreyi.. söylerdik biz heybelide her gece çıkardık mehtaba diye.. ya da aya benzer yüregim doğal olarak takipteyim.. adamı komplekse sokmayın olm.. çıktınız mı çıkmadınız mı?..ayak bastınız mı basmadınız mı? hey Armstrong delikanlıysan lafım sana!! öbür tarafta rahat uyuyabilecek misin?

bir kaç gün sonra;
Armstrong sesimi duymuş blogumu okumuş heralde cevap vermiş..
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/12105521.asp?gid=229